Tweets
Nneka - Africans
Yavuz Çetin - Sahil

Hava kapalı fakat içimiz kıpkırmızı güneşi maviye batıran sıcak İzmir akşamları gibiyse günaydın!

Anonim asked:
Naber güsel kız? :) neden sevmelerden kaçıyorsun

Boylesi daha saglikli. Ben iyiyim oldukca, sen de iyisindir umarim.



"Hüzünlü fakat huzurluyum" günlerine.

Haydar Ergülen.

Öyle güzel bir adam.
Nar adında bir kızı, deliler gibi aşık olduğu ve özel bir tarihlerine şiirini adadığı bir eşi var. Nar Alfabesi’ni yazıyor, çocuk kitabı.

Adımın bir alfabesi olduğunu düşünüyorum. Duygu Alfabesi, babam yazıyor.

"Ben bir anıyı ağırlamakla geçen hayatlardanım." sözünü söyler.

Ve der ki:

"gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış
gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak

sen bir şehir olmalısın ya da nar
belki granada, belki eylül, belki kırmızı

gövden ruhunun yaz gecesi mi ne
çok idil, çok deniz, çok rüzgar

çocukluğun tutmuş da yine aşık olmuşsun
sanki bana, sanki ah, sanki olur a

aşk bile dolduramaz bazı aşıkların yerini
diye övgü, diye sana, diye haziran

heves uykuduysa ruh çıplak gezer
gazel bundan, keder bundan, sır bundan

gözlerin şehirden yeni ayrılmış
gibi dolu, gibi ürkek, gibi konuşkan

hadi git yeni şehirler yık kalbimize bu aşktan”

Hüznün tüyleri dökülür, lirik bakar kedilerin camdan gözleri
Çocukluğumun kelimeleriyle şımartsam da gurbet gibi bakarlar

Kedilerde gördüğüm keder üşümüş sokaklar ve akşam kokuyor
Peşime takılır tenha bir şiirden atılmış masum yazlar ikindisi

Güz yüzlü bir kediniz olsun boşluğunuza tutunan, kalbinize taşınan
Odalar birbirinin rüyasına karışsın, gülümsesin saflığın elleri

Kediler kasabasında çözülür yalnızlığın masaldan ipleri
Kardeşliğin cömert bahçesinden pınar olur dostun gönlüne akarız

Bir zarf gibi yırtılmasın kalbimiz, çıkarın beni mektubun içinden
Kedilerin düşleriyle yıkansın şu yaralı ruhumdaki sessiz mavi

Kayıp hatıralar gölgesinden dile sığmayan bir hakikat geçiyor
Başkalarının kedileri de komşum olur, gözlerimizle mırıldanırız

Kedim kendisini evin uysal şiiri sanıyor, şiirin aklı kısa tırnakları uzun
Kedim kendisini bilge sanıyor sokakların ve aşkın ısrarla özlediği

Mevsimlerin kumunu karıştırma, içinden sabah sesli bir kedi çıkar
Kediler kadar yalnızım mor düşlerimden kuşlu parklar havalanır

Hayallerimin toprağını eşele, ahşap kalbimi tırmala, kımıldasın her şey
Çünkü bir kedi kadar gövdesi var kırılmış ve yorgun heveslerin

Kedi mağrur, şehir zalim, nar küskün, kâğıt paslı, hayat maskara olmuş
Bu yüzden mi şiirin üzerine kül yağdırıyorlar, hızla eskiyor kelimeler

Evler kedisiz yetim, sokaklar kedisiz üvey sayılır, ben budalasıyım aşkın
Beni de boynu ıssız kedilerden sayın, nasılsa ağzım var dilim yok

Kedilerimin kardeşiyim, inceliği ve mahcubiyeti onlardan öğrendim
Beni turnasız türkülerin beni solgun bir kedinin kalbinde unuttular.


Haydar Ergülen / Üzgün Kediler Gazeli
kirpi gibisin çocuk,
her tarafın diken.
kim elini uzatsa,
delik deşik..

üstelik sen de kan içindesin..

Attila İlhan

Bir ilkbahar sabahı Karataş’tan taksiye binmiştim. “Günaydın güzel kızım, seftesi güzel olursa devamı da güzel olur, sefteyi seninle yapıyorum.” demişti taksi şoförü. Sefte, siftah yani. Alsancak’a doğru gidiyorduk. Gelenektir, taksilerde siyaset konusu açılır hep. Rakı sofrası gibi “Ne haldeyiz be kardeşim, ne olacak bu ülkenin hali?” muhabbetleri geçer. Yol boyu konuşulur.

Alsancak’a girerken “trafikle” karşılaştık. On sene mi olmuş İstanbul’un trafiğine alıştığım için sakince beklerken isyan cümlelerini duydum taksi şoförünün. Oysa beş dakika dahi olmamıştı bekleyeli. “Alışık değiliz trafiğe, bu ne böyle tıkanık yol? İstanbul’a benzettiler iyice güzelim şehri.” dedi. Hüzünlenmiştim.

Şimdi trafikte bekleyince aklıma geldi de hüzünlendim yine. Konak’tan Özdere’ye gittiğim süreyle İstanbul’da on beş dakikalık yolu gidemiyorum. Çaresizce gözlerimi kapatıp İzmir güneşinin altında olduğumu düşünüyorum. Güzel memleketim benim.

Fred Astaire and Ginger Rogers - They Can't Take That Away From Me

1937 Shall We Dance ve 1949 The Barkleys of Broadway’den zaman makinasının var olmasını istediğimiz anlar.


Bu arada 20 Ağustos.